Kapı önünde ağlayan çocuk, arkasından el sallamaya çalışan bir anne ya da baba. Tanıdık bir sahne. Anaokuluna başlayan birçok çocuk için ayrılık, sadece fiziksel bir uzaklık değil. Güvende hissettiği yerden çıkmak kolay olmaz. İlk günler gözyaşı, suskunluk ya da öfke normal karşılanır. Anaokulunda ayrılık kaygısı nasıl azalır derseniz bunun birkaç cevabı var. Bazı çocuk birkaç gün içinde alışır. Bazısı haftalarca direnç gösterir. Alışma süresi, çocuğun mizacına, daha önceki deneyimlerine ve okul ortamına bağlı olarak değişir. Vedalaşmaların nasıl yapıldığı, öğretmenle kurulan bağın gücü de bu süreci etkiler. Sadece zamana bırakmak bazen yeterli olmaz.
İzmir en iyi anaokulları içinde bu süreci anlayışla yöneten kurumlar, çocuğun duygusuna alan tanıyan bir yaklaşım benimser. Kaygının azaldığı nokta, çocuğun kendini güvende hissettiği andır. O güven bazen bir bakışta kurulur, bazen sessizce zaman alacaktır.
Ayrılık kaygısı, çocuğun tanıdığı dünyadan çıkıp yeni bir ortama adım atmasıyla ortaya çıkar. Bu duygu ne zayıflık göstergesidir ne de bir uyumsuzluk. Aslında güven bağının bir işaretidir. Ancak okul hayatı başladığında bu bağ, biraz esnemek zorunda kalır.
Kaygının azalabilmesi için çocuğun önünü görebilmesi gerekir. Her sabah ne olacağını bilmek, kiminle karşılaşacağını tahmin etmek ona iyi gelir. Bu yüzden düzenli bir sabah rutini, küçük çocuklar için büyük anlam taşır. Günün nasıl geçeceğine dair küçük konuşmalar bile rahatlatıcı olur. Vedalaşmalar kısa ama kararlı olduğunda çocuk neyle karşılaştığını anlar. Uzayan ayrılıklar ya da son anda yapılan ikna çabaları kaygıyı artırır. Güle güle deyip arkanızı dönebilmek, bazen sarılmaktan daha çok işe yarar. Okulda onu karşılayan öğretmenin ses tonu, bakışı ve sabrı da güvenin yeniden kurulduğu yer olur.
Sabah saatleri çocuklar için her zaman aynı akıcılıkla ilerlemiyor. Uyanmak, hazırlanmak ve okula gitmeye hazırlanmak çoğu zaman ağır geliyor. Kapı önünde durup bekleyen bir çocuk, sadece okula gitmek istemiyor değil; o anda henüz hazır hissetmiyor da olabiliyor. Anaokuluna giden çocukların sabahları daha eğlenceli ve veda kaygısı olmadan geçirmesini sağlayabilirsiniz.
Vedalaşma anı uzadığında, çocukla yetişkin arasında sessiz bir gerilim oluşabiliyor. Ne fazla konuşmak işe yarıyor, ne de sessizce uzaklaşmak çözüm sunabiliyor. Bu noktada çocuğun kararsızlığına karşı ebeveynin tutarlı kalması süreci hafifletebiliyor. Göz temasını kaybetmeden, sakin bir sesle vedalaşmak güven hissi oluşturabiliyor.
Bazı çocuklar bu anı her gün yeniden yaşıyor. Bir sabah sınıfa rahatça girebilen bir çocuk, ertesi gün aynı rahatlığı gösteremeyebiliyor. Bu değişim bir geriye dönüş değil, o günkü duygusal durumun yansıması olabiliyor. Yetişkinin tavrı her gün aynı kararlılıkta kaldığında, çocuk zamanla bu düzene daha kolay uyum sağlayabiliyor.
1. Günün Nasıl Başlayacağını Önceden Konuşmak
Bazı çocuklar ne olacağını bilmeden güne başlamaktan hoşlanmaz. Uyanmadan önce nelerle karşılaşacağını bilirse, kendini daha güvende hissedebiliyor. “Kahvaltıdan sonra üstünü giyineceğiz, sonra okula gideceğiz” gibi net anlatımlar, zihinsel hazırlık sürecini kolaylaştırabiliyor.
2. Ayrılığı Uzatmamak Ama Görmezden de Gelmemek
Çocuğa veda ederken hızlı davranmak bazen işe yarayabiliyor ama o anı yok saymak ters etki yaratabiliyor. “Sadece bırakıp kaçtı” hissi çocuğu huzursuz edebiliyor. Göz göze gelerek, kısa ama fark edilen bir vedalaşma yapmak, kaygının daha çabuk hafiflemesini sağlayabiliyor.
3. Öğretmenle Önceden Tanışma Fırsatı Sunmak
Tanıdık bir ses, tanıdık bir bakış çocuk için çok şey ifade edebiliyor. Okul başlamadan önce yapılan kısa bir ziyaret bile büyük fark yaratabiliyor. Gaziemir anaokulları bu geçişi yumuşatmak için çocukla birebir tanışma alanları oluşturabiliyor.
4. Eve Dönüş Saatini Netleştirmek
“Sonra alacağız” gibi cümleler yerine, çocuğun anlayacağı şekilde “uykudan sonra seni alıyor olacağız” gibi ifadeler kullanmak işe yarayabiliyor. Ne zaman kavuşacağını bilmek, kaygıyı azaltabiliyor.
5. Evde de Okuldan Konuşmak Ama Abartmadan
Okulu hiç konuşmamak da, sürekli gündemde tutmak da çocuğu yorabiliyor. Gün içinde geçen basit bir anı paylaşımı bile “okul hayatının” evin bir parçası olduğunu hissettirebiliyor.
6. Sınıf Ortamına Kişisel Bir Eşya Göndermek
Evdeki bir oyuncak, bir küçük battaniye ya da tanıdık bir su matarası, çocuk için bağ hissini sürdürebiliyor. Yanında tanıdığı bir şey olduğunu bilmek yalnızlık hissini hafifletebiliyor.
7. Her Sabah Aynı Güvenle Ayrılmak
Çocuk yetişkinin duygusunu beden dilinden okuyabiliyor. Kararsızlık, suçluluk ya da acelecilik ona da geçebiliyor. Her sabah aynı netlik ve yumuşaklıkla vedalaşmak, çocuğun içinde tutunacağı bir zemin oluşturabiliyor.