Çocuklarda empati gelişimi, sadece duygusal bir beceri değil, aynı zamanda sosyal hayata açılan bir kapıdır. Çocuk, karşısındaki kişiyi anlamaya başladığında, paylaşmak ve birlikte hareket etmek daha mümkün hâle gelir. Bu beceri doğuştan gelmez, zamanla ve doğru ortamda gelişir.
3–6 yaş arası, empati tohumlarının atıldığı bir dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar önce kendi duygularını tanımaya başlar. Ardından başkalarının duygularını fark edebilir. Bir arkadaşının ağladığını gördüğünde üzülüp yaklaşması, ilk empati tepkilerinden biri olabilir. Bunlar küçük ama anlamlı adımlardır.
Bu süreçte çocuğun duygularını bastırmak değil, duygularla temas kurmasına fırsat vermek gerekir. Ne hissettiğini anlatabilen çocuk, zamanla başkasının ne hissettiğini de merak eder. Bunu görmesi için çevresindeki yetişkinin tutumu belirleyici olur. Sabırlı bir yaklaşım ve model olan davranışlar, çocuğun bu beceriyi içselleştirmesini kolaylaştırır.
Empati gösteren bir çocuk, sadece arkadaş ilişkilerinde değil, ilerleyen yıllarda toplum içinde de daha sağlıklı bağlar kurabilir. Bu beceri, erken yaşta desteklenirse güçlü bir sosyal temel oluşturabilir.
Çocuklarda empati nasıl geliştirilir sorusunun net bir cevabı olmayabilir. Her çocuk farklı bir duygusal ritme sahiptir. Bazıları hızlıca karşısındakini fark eder, bazıları içinse bu zaman alabilir. Bu beceri, duyguların bastırılmadan yaşandığı ortamlarda daha kolay gelişir.
Çocuğun önce kendi duygularını tanıması gerekir. Üzgünken ağlamasına, sinirlendiğinde anlatmasına fırsat tanınmalıdır. Çünkü kendi duygusuna yakın duran çocuk, başkasının duygusuna da yaklaşabilir. “Bak, arkadaşın üzüldü” demek yeterli olmaz. Asıl önemli olan, çocuğun bunu kendiliğinden görebilmesidir.
Empati gelişimi için oyunlar, hikâyeler ve günlük olaylar fırsat yaratabilir. Kitapta ağlayan bir karakter görüldüğünde “sence neden üzülmüş?” diye sormak çocuğun duygusal farkındalığını artırabilir. Bunun için büyük açıklamalara gerek yoktur. Küçük sorular, büyük etkiler yaratabilir.
Empati, sadece öğretilen bir şey değildir. Gözlemlenen, hissedilen ve zamanla içselleştirilen bir beceridir. Çocuk bu beceriyi en çok, yanında anlayışla duran bir yetişkinle kurduğu ilişkide güçlendirebilir.
Empati, sadece duyguları fark etmekle sınırlı değildir. Çocuk birini anlamaya çalışırken aslında hem duygu hem ilişki kurar. Bu süreci kolaylaştıran üç temel kuraldan söz edebiliriz.
1. Duyguyu fark etmek
Empatinin ilk adımı, karşıdaki kişinin nasıl hissettiğini fark edebilmektir. Çocuk, bir arkadaşının üzgün olduğunu gördüğünde bunu anlamaya çalışır. Bazen yüz ifadesinden, bazen davranışlardan duyguyu sezebilir. Bu da farkındalığın başladığı yerdir.
2. Duyguyu küçümsememek
“Bunda ağlayacak ne var?” gibi cümleler çocuğun empati kurmasını engelleyebilir. Duygunun büyük ya da küçük olduğu tartışılmaz. Önemli olan, çocuğun bunu kabul edebilmesidir. Duyguyu küçümsemeyen çocuk, başkasının duygusuna da saygı gösterebilir.
3. Yanında durmayı öğrenmek
Empati kurmak bazen çözüm üretmek değildir. Çocuk, üzülen bir arkadaşının yanında durmayı da öğrenmelidir. Sarılmak, beklemek ya da sadece susmak da bir destek şekli olabilir. Bunu gören çocuk, anlamanın bazen sessizlikle de mümkün olduğunu öğrenebilir.
Çocukların empati gelişiminde ailenin rolü, sanıldığından çok daha etkili olabilir. Çünkü çocuk ilk ilişkisini evde kurar. Anne babanın ses tonu, mimikleri, duygulara yaklaşımı bu süreci doğrudan etkileyebilir. Çocuk neyin önemli olduğunu, neyin dinlenmeye değer bulunduğunu evde fark eder.
Evde empati gören çocuk, bunu yalnızca öğrenmez; yaşar. Üzüldüğünde yanında duran, dinleyen, yargılamadan yaklaşan bir ebeveyn, çocuğa anlayışın ne olduğunu gösterir. Bu da empati becerisinin temelini oluşturur.
Bazen sadece “ne hissettin?” diye sorulan bir cümle, büyük bir etki bırakabilir. O soruya zaman tanındığında çocuk duygusunu dışa vurabilir. Duygularına alan açıldıkça başkalarının hislerini de fark etmeye başlar.
Ev içinde yaşanan bu küçük temaslar, empatiyi sadece bir kavram olmaktan çıkarır. Duyulan, görülen, yaşanan bir beceri hâline getirir. Aile, çocuğun empati yolculuğunda ilk rehber olur. O yüzden gösterilen her anlayış, çocuğun başkalarına göstereceği anlayışın da temeli olabilir.
Empati, sadece kelimelerle anlatılan bir beceri değildir. Çocuk bunu çevresinden görerek, hissederek ve zamanla deneyimleyerek içselleştirir. Ailede başlayan bu yolculuk, okul ortamında da desteklenirse çocuk daha güçlü sosyal ilişkiler kurabilir. Özellikle iletişime değer veren, duygulara alan açan bir eğitim ortamı çocuğun gelişimine katkı sağlar. Gaziemir anaokulu çevresinde bu yaklaşımı benimseyen okullar, çocukların hem kendilerini hem başkalarını anlayabildiği bir ortam sunabilir.